27 Kasım 2011 Pazar

BİZİM EDELER

BİZİM EDELER

Emirdaglilar gurbette bir yasam kurarlarken bütün gelenek,göreneklerinide beraber getirip yasatmislar. 1960 yillarin baslarinda yetmeyen ekmek arayisina cikan Emirdaglilar; Almanya,Hollanda,Fransa,Belcika,Avusturya yollarina kara trenin vagonlarinda bir tahta bavul,Üc bes camasir azik torbasinda hasasli katmer,domates, cörekotlu cökelek peyniri Ile ciktigi gurbet yollarinda ilk zamanlarda Belcikali,Yunanli,Yugoslav bakkalindan bir Yumurta istemek icin gidakladiktan cok sonralari bu herseyine yabanci olduklari gurbet’te Zamanla once esini,cocuklarini sonra yakin akrabalari derken;cocuklarinin büyümesiyle Emirdag dan ihtiyactan Emirdagla Özdeslesmis kimi zaman abdal diye horladigimiz ama Hic bir zaman onlardan vazgecmedigimiz ve vazgecemeyecegimiz Emirdag’in Abdallari da 1974 affiyla muzisyen olarak önce Belcika ordanda diger avrupa sehirlerine istek yoluyla Gelip isci olmuslar.
Dügünler ayni Emirdag usulu yapilmaya baslamisti artik avrupada Iriza Kücükkaya ve arkadaslarinin Cümbüsünü ve Klarnetini daha bir pürdikkat dinliyorlar,kendi ic dünyalarinda Klarnetin sesinde emirdag’i, sevdalarini yasiyorlardi. Gün geldi Insanlar degisti,Avrupada yasayanlarin hayat standartlari degisti,Kücük Kahve odalarinda yapilan dügünlerin yerini simdi modern dügün salonlari,5 Yildizli Otellerin Konferans salonlarinda yapilan cafcafli dügünler aldi. Ama degismeyen bir tek sey kaldi bizim EDELER,
Gent’te Faki Edeer in Müzik evine gittigimde gördügüm Iriza Kücükkaya nin torunlari bana Bunlari hatirlatti.Belcikanin gent sehrinde GRUP DOSTLAR diye bir Muzik Orkestrasi olusturmuslar. IRIZA KÜCÜKKAYA simdi rahmetlik oldu,ama onun torunlarinin caldigi klarnetinin ritimlerinde hala IBIDIGIN,IRIZA KÜÇÜKKAYANIN,KÖR BEKTAŞ ın  ruhu dolasiyordu.

SÜKRÜ SAGLAM OCAK 2008

SAİNT-NİCOLAS NASRETTİN HOCA VE SEVGİ

Şükrü Sağlam tarafından yazıldı
Cuma, 11 Aralık 2009 19:25

Haftasonu nu Emirdağlı şair-yazar  Fakı Edeer le beraber binfikir tiyatro oyuncularının sahnelediği Saint-Nicolas-Nasrettin Hoca ve Gülmeyen kız isimli oyunu izlemek için ayırdığım için ne kadar mutlu olduğumu oyunu izlerken fark ettim.

Bu duyguyu yaşamak için acaba neden bu kadar zaman beklemiştim, ilk 1982 yılında İzmir Konak ta Devlet Tiyatrosu sanatçılarının sergilediği Fazilet Eczanesi oyununu hala hatırlamakla beraber aralarda izlediğim diger oyun ve piyeslerden pek o kadar zevk almamıştım. Televizyon bütün hayatımızı esir almış,sinema ve tiyatroya olan ilgiyi azaltmıştı.

Bu kadar sıkıntı ve zorluklarla kültürümüze katkılarını ilk günün heyecanı ve şevki ile devam ettiren bütün gerçek sanatçıların nezdinde Erol Günaydın Üstada teşekkürlerimi de sunmanın ayrı bir mutluluğu içindeyim.

Beyefendi kişiliğinin yanı sıra tiyatro sahneleri uğruna ilerlemiş yaşına rağmen o sahneler uğruna taa.. kalkıp Brüksel e kadar gelme zahmetine katlanan Erol Günaydın ustanın onur konuğu olduğu oyunda sevgisiz büyüyen çocukların mutsuz olduğu,onların her istediklerini almakla herseyin bitmediğini,onlara sevgimizi de vermemiz gerektiği üzerine kurulmuş olan oyunda Dillerin ve renklerin önemli olmadığı farklılıkların ve renklerin zenginlik olduğu Avrupa da yaşayan çocuklara Saint-Nicolas ınTürküye de büyüyen çocuklara Nasrettin Hoca nın sevgilerini karşılıksız olarak verdikleri vurgulanıyordu.

Nerde yaşarsak yaşayalım  devamlı karşımızdaki insanın yerine kendimizi koyarak ve sevgi ile  davranırsak daha mutlu daha huzurlu bir çevrede ve dünya da yaşayacağımızı unutmadan;yolu sevgiden geçen herkese sevgilerimle.

Şükrü SAĞLAM

06 ARALIK 2009


YENİ YILDA EMİRDAĞ

Şükrü Sağlam tarafından yazıldı
Cumartesi, 26 Aralık 2009
Üzerinde yılların verdiği boşvermişliğin,dışa verdiği göçün getiri olarak geri dönmemesi,işbilmeyen siyasilerin dar hemşehricilik anlayışının hakim olduğu Emirdağ ımız hak ettiği yerde malasef hiç olamadı.Emirdağ içinde ve dışında yetişmiş ve başarılı insanlarımızla hep övünürüz ama bu dinamiklerimizi Emirdağ ın geleceği için şimdiye kadar malasef hiç kullanamadık.

Derneklerin tertiplediği gecelerde isimleri anons edilir,güzel Tabandan oynanır,mikrofonuda ellerinden hiç eksik etmezler, konuşulanlar , vaadler hep gecenin sonunda temenni olarak O saLonlarda kalırdı.

Geçtiğimiz Mart ayındaki Mahalli seçimler ile Emirdağ ın kaderi değişmeye başladı.Akıl,Mantık hislerimizin önüne geçti.Yıllarca komşu ilçelerin başarı ile uyguladığı iktidar yanlısı Belediye Başkanlığı nı artık son iki dönemdir Emirdağlıda uyguluyor;İktidarın nimetlerinden faydalanmanın yollarını arıyordu.Birinci dönem de bunun altyapısı oluşturuldu,daha doğrusu yollar öğrenildi.

İkinci dönemde ise birazda Belediye Başkanı Cengiz Pala nın Cesur kararları,Emirdağ sevdası ile buluşunca ortaya değişim çıktı.Emirdağ değişiyor,gelişiyor.Bakmayın siz bazı esnafların öldük bittik edebiyatlarına.Şehirde göz ile görülür değişimler yaşanıyor.Eskiye alışmış miskinler ve menfaatlerine dokunulanların cılız feryatları da zaman içerisinde bertaraf edildi.Onlarda anladılar ki yapılanlar Şehrin menfati için.

Şimdiye kadar Belediye Başkanının yaptıklarını yazıp onun borazanını çalacak değilim;onu yapan arkadaşlar zaten mevcut.Emirdağ dışında ve Yutdışında Emirdağ için yapılanların Emirdağ ın geleceği için müspet adımlar olarak yorumlanması,bizim gibi Emirdağ sevdalıları için mutluluk kaynağı oluşturmaktadır.

Artık göçten yorulmuş ,Aşı ve işi olan, Her türlü alt yapısı bitmiş, Kültürel ve Sosyal tesisleri nin yanı sıra Adaçalın gölgesinde yükselen fabrika bacalarının yükseldiği, İnsanları mutlu ve mürevveh bir Emirdağ hayalinin çok çabuk gerçekleşmesi dileklerimle ;

Yeni Yılın Kutlu Olsun Emirdağ ım.

Şükrü SAĞLAM


14 Kasım 2011 Pazartesi

BAKAN EROĞLU:EMİRDAĞ'I BEŞ YILDIZLI İLÇE YAPACAĞIZ

BAKAN EROĞLU:EMİRDAĞ'I BEŞ YILDIZLI İLÇE YAPACAĞIZ
Emirdağ Belediyesi tarafından geçtiğimiz ay gerçekleştirilecek olan açılış ve temel atma törenleri ülkemizde yaşanan terör olayları sonrasında verdiğimiz 24 şehidimizin ve Van'da yaşanan depremin ardından iptal edilmişti.
Dün saat 14.30'da Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun katılımıyla ilçemizde temel atma törenleri ve açılışlar gerçekleştirildi.
Açılışa Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Afyonkarahisar Valisi İrfan Balkanlıoğlu, DSİ Genel Müdürü Akif Özkaldı, AKÜ Rektörü Mustafa Solak, İl Genel Meclisi Başkanı Salih Sel, ilçemiz Kaymakamı Mehmet Özel, ilçemiz Belediye Başkanı Cengiz Pala, Afyonkarahisar Ak Parti İl Başkanı Mehmet Zeybek, Ak Parti İlçe Başkanı Hüseyin Duran ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Yıllardır yapımı tamamlanamayan dün açılışı yapılan ilçemiz otogarı Orman ve Su İşleri Bakanı Prof.Dr Veysel Eroğlu, Afyonkarahisar Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Emirdağ Kaymakamı Mehmet Özel ve Emirdağ Belediye Başkanı Cengiz Pala tarafından dualarla yapıldı. Açılış esnasında Aziziye İlköğretim Okulu öğrencileri folklör gösterileri yaptılar bunun yanında saygı duruşu ve İstiklal Marşımız da okundu. Protokol konuşmalarının ilki ise Emirdağ Belediye Başkanı Cengiz Pala tarafından yapıldı.

"BÖLGENİN EN İYİ BELEDİYESİ EMİRDAĞ BELEDİYESİ"
Pala konuşmasında; "Bu mutlu günümüzde bizleri yalnız bırakmadığınız için hepinize şükranlarımızı sunuyorum. Siz değerli hemşerilerimin huzurunda Sayın Bakanımız Eroğlu'na desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Göreve geldiğimizden beri yaptığımız hizmetler ortadadır. Şunu da iddia ediyorum ki bölgenin en iyi belediyesi Emirdağ Belediyesidir."
DSİ Genel Müdürü yapmış olduğu koruşmada : "57 yıldır hizmet veren DSİ ülkemize büyük işler kazandırmıştır. Emirdağ'ın mesire yeri ihtiyacı olan Çıldırm Mesire yeri hizmete sunulmuştur. Bu çalışmalarda desteklerinden dolayı başta Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'na, Belediye Başkanı Cengiz Pala'ya, milletvekillerimize ve DSİ çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum dedi."
"EMİRDAĞ, YILLAR ÖNCE AVRUPA BİRLİĞİ'NE GİRMİŞ"
Afyonkarahisar Valisi İrfan Balkanlıoğlu ise yaptığı konuşmada "Emirdağ bizim gururumuz. Çünkü yıllar önce Avrupa Birliğine girmiş. Avrupa'da yaşayan hemşehrilerimiz Avrupa'da gördüğü hizmetleri ve çevre düzenini artık ilçelerinde de görüyorlar. Avrupa'da Emirdağ'ın önemini yazın Emirdağ'a geldiğimde Belçika Maliye Bakanı'nın seçim propagandasını Emirdağ'da başlatması ile gördük. Emirdağ'ın dere projesi Eskişehir'in Porsuk çayından daha güzel olmuş" dedi.
"EMİRDAĞ'I 5 YILDIZLI İLÇE YAPACAĞIZ"
Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr Veysel EROĞLU da konuşmasında : "Burada Emirdağ'da olmayı otogaracılıskelimelerle ifade etmek mümkün değil. Her bayram Emirdağ'a geliyorum. Bu bayram Ankara'daki 111 tesisin açılışı nedeniyle biraz gecikmeli geldim. Sizlere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını getirdim. Türkiye'de gerçekten çok güzel işler yapılıyor. Bu nedenle tüm çalışma arkadaşlarımla gurur duyuyorum. 111 tesisin 11.11.11 saat : 11.11'de açılışlarını gerçekleştirdik. Emirdağ herşeyi en iyi şekilde hakediyor. Bu arada sizlere bir müjde vermek istiyorum. Türkiye'nin en iyi firmalarından olan şirketlerden biri Emirdağ Organize Sanayi'ye büyük bir yatırım yapmayı planlıyor. Bu yatırımlarla beraber Emirdağ ilçemizi 5 yıldızlı bir ilçe yapacağız" dedi.
Konuşmaların ardından toplu açılışlar gerçekleştirilerek, atık su projeleri taahhüt imzaları atıldı. Bakan Eroğlu halkla bayramlaştıktan sonra ilçemiz belediyesinde yenilen yemeğin ardından ilçemizden ayrıldı.

13 Kasım 2011 Pazar

EMİRDAĞ GELENEKSEL KADIN GİYSİSİ SAYA

EMİRDAĞ GELENEKSEL KADIN GİYSİSİ SAYA
EMİRDAĞ GELENEKSEL KADIN GİYSİSİ SAYA
Sibel ERENOĞLU - Gazeteci
Emirdağ kadınlarının geleneksel giyimi saya çok parçalı giysi ve aksesuarlar bütününden oluşur.
SAYA binlerce yıllık konar göçer yaşamının zor koşullarına uyum sağlamış kadın giysisidir. Yaratıcı zekanın ve kendini ifade etme biçiminin estetik bir tezahürüdür.Emirdağ geleneksel kadın giysisi saya, yaşam şartlarıyla göç katarında, yayla yolunda kadını görsel bir zenginlikle donatırken yaşamını sağlıklı kılmıştır. Gelenek ve göreneğin,kültürün bir yansıması olarak bu zor şartlarda yaşayan kadının muhteşem renkliliğini yansıtır saya. Parçalı giysi ve aksesuarlar birbirini yok etmeden estetik, renkli bir şekilde özenli yaşam tarzını yansıtmaktadır.

Saya bir kültürdür…

Günümüz Türkiyesi’nde kadın giyimine yaşam biçimi,tercihleri ve yaşanılan yerin özellikleri yön vermektedir.
Bu gün Emirdağlı kadınların günlük yaşamında sayaya rastlamak imkansızdır.
Sayanın en güzel günde de günlük yaşamın en zorlu şartlarında da uyumlu olan tasarımı modern giyimin kimliksiz
ve kültürsüz yapısına karşı hala tek tük olsa da, düğünlerde,önemli gün ve gecelerde folklorik olarak giyilmektedir.
Modern giysi şehir yaşamının gereklerine uygun olarak her an değişip yeni şekiller almaktadır. Fakat yüzlerce
yıllık yaşam tecrübesinden damıtılmış saya yok olmaya ve unutulmaya başlamıştır.

altA- Bedene Giyilenler

Sayada bedene giyilen giysiler:

1.Saya Donu: “Bulama Don” da denilen saya donu,beli uçkurlu, ayak bileklerinde daralan, bol bir şalvar biçimindedir.
Ön ve arka ortaya ayrı bir parça geçilerek, ağ eklemesi ile bolluk verilir. Belde Ön ortada “V” şeklinde bir
açık bırakılarak, uçkur geçirmek için kullanılmaktadır. Sayadonları genellikle çiçekli pamuklu kumaşlardan yapılır.

2.Göynek: Saya giyilirken , en içe giyilen giysidir.Yakasız(Sıfır yakalı) yapılan göyneğin ön ortasında başın
geçmesi için uzunca bir yırtmaç bulunur. Göyneğin ön ve arkasında omuzdan inen kup yanlara açılarak, etek ucuna
bolluk verir. Kollar, kare kol biçiminde, kol altına rahat hareket edebilmek için üçgen parça koyulur. “Peş“ tabir
edilen bu üçgen parça kol ağzında da kullanılır. Göyneğin kolu ve kol ağzındaki peş kumaşın tersinden dikilir.
Çünkü sayanın diğer parçaları da giyildikten sonra, tersten dikilmiş olan göyneğin kol ucu, diğer giysilerin kol uçları
içinde kalacak şekilde yukarı çevrilir ve kol ucundaki peşler bükülerek, uçları yine kendi içinde araya sokulur.

3.Delme: Göyneğin üzerine giyilen delme, önü patlı,dik yakalı (mintan yaka), kolsuz, ancak kolu kare kesimli bir
gömlek biçimindedir. Düz renk pamuklu kumaştan dikilen delmenin sayadan görülecek ön kısmına desenli saten
kumaştan ayrı bir parça geçirilmektedir. Pat ve Yaka da aynı saten kumaştan yapılır. Ön ünü kapatmak için çıt çıt kullanılır.

4.İç Entari (İç Enteri): Delmenin üstüne giyilen, önü açık, yakasız, kare kollu ve kol uçları yırtmaçlı etekleri uzun
bir giysidir. Tamamı çift kat dikilen entarinin üst kısmında,içte desenli pamuklu kumaş, dışta ise desenli saten kumaş kullanılır.
Omuzu dikişsiz çalışılan entarinin bel kısmına geçirilen
kemer parçasından sonra , yine çift kat dikilmiş etek parçaları gelir. Arka eteği dar olan entarinin ön eteğine,
dikilen peşlerle bolluk verilir. Ön ve arka etekleri yan dikişten bir miktar dikildikten sonra, etek uçları yırtmaç olarak bırakılmaktadır.
Eteklerde, içte desenli pazen kumaş,dışta ise yöresel bir kumaş olan “kutnu” kullanılmaktadır.

5.Saya: Biçim olarak iç entariye çok benzer.Beden kısmı iç entaride ki gibi çift kat dikilir. Önden açık olan saya
ön orta kesiminde daha yanlarda kalır.Ön ortanın yanlarda olmasının sebebi iç kısmından delmenin görünmesini sağlar.
Sayada ön etekler iç entariden farklıdır. Arka eteklerden daha uzun yapılan ön eteklerde yanlara geniş
peşler koyularak etek ucu genişletilir. Ön etekler bele ters dikilmekte, etek uçlarına ön ortada bağcık konulur. Bundaamaç, ön eteklerin bu bağcıklardan tutularak terse çevrilip
önce arkaya, sonra tekrar öne dolanarak, bu bağcıklarla ön ortada bağlanmasıdır. Dolayısıyla arkaya dönen ön etekler de görünen kumaşın yüzüdür. Sayanın bütününde
desenli kadife kumaş kullanılır. Bedende iç kısım çiçekli pazen kumaşla çift kat çalışılır. Ön ve arka etek ise tek kat
çalışılır. Ön eteklerin peşleri yüzünden dikilir. Dikiş yerlerini kapatmak için, kadife kumaşın tersinden hazırlanmış 1
cm’lik biyeler, bu dikişlerin üzerine tutturulur. Ön eteklerin kenarları 1 cm yüze çevrilerek temiz dikiş yapılır.

6.Kuşak: Saya giyildikten sonra, sayanın ön etekleri arkaya dolanmadan önce bele kuşak bağlanmaktadır.
Genelde toprakla uğraşan yöre halkı, bele sıkıca dolanan bu kemerle bellerini korumayı amaçlamaktadır. Yün veya ipekten olan kare biçiminde kumaşlar üçgen katlandıktan
sonra bele sıkıca dolanmaktadır. Kemer, çevre, mendil,anahtar geçirilmiş zincir gibi bazı eşyaların arasına sıkıştırılmasıyla bir yerde cep görevide görür. 4 renkli olan
“darabulus” kuşağı da kullanılır.

7.Önlük:Sayanın önüne bağlanan önlük, desenlipamuklu kumaştan çift kat yapılır. Buna “Peşkir” de denir. İş yaparken önlüğün önüne ikinci bir önlük takılır.

8.Kolcak:Sayanın içine giyilen göynekte, kolların ters takıldığı, uçlarına peş geçirilmesiyle kol ağızlarının genişletildiği ve bunların sayanın giyilme işi bittikten sonra
dirseğe doğru çevrilerek kol uçlarının tutturmaya yaradığı anlatılmıştı. Ancak bunun dışında görülen diğer sayalarda, kol ağızları göyneğin koluyla değil, ayrıca iki tarafına lastik
geçirilerek dikilmiş kolçaklarla (Kolcalı olarak da söylenir)tutturulur.

B. Başa Bağlananlar
Sayada baş bağlama şekilleri değişiklikler gösterir.Yapılan araştırmada üç çeşit baş bağlama çeşidi belirlenmiştir.

1.Bu baş bağlama şeklinde “keten” tabir edilen üçgen şeklindeki çift kat dikilmiş beyaz tülbent kullanılır.
Ketenin üçgen kısmı arka ortaya gelecek şekilde başa yerleştirildikten sonra, uçları çene altından geçirilip çapraz şekilde baş çevresine dolanarak, önde alın üzerine
bağlanır.

2. Beyaz keten başa ötüldükten sonra kenarı renkli oya yazma, önce üçgen, sonra dikdörtgen biçimde katlanarak
bir tür banta ya da kaş bastıya dönüştürülür ve baş çevresinedolaştırılıp, önde bağlanır. Böylece keten çatkı aracılığıyla tutturulur.

3.Bu baş bağlama şekli ilk bakışta özel günlerde veya törenlerde bağlama şekli gibi görünüyorsa da kaynak kişiler
bunun günlük yaşamda da kullanıldığını ifade etmişlerdir.Başa önce fes giyilir. Fesin üzerine tepelik dikilir. Tepeliğin
ayakları, fesin üzerinden sarkar. Fesin kenarına bir beze dikilmiş altınlar yerleştirilir.(altın rengi olduğu için sarı renktercih edilir.)
Altınların eskiden mecit beşlik altın olduğu,daha sonra ekonomik nedenlerden bunların satılıp yerlerine metal paraların bağlandığı ifade edilmektedir.
Büyük metal paralara “Papka” denildiği görülmüştür. Bu paraların baş ağrısına iyi geldiğine inanılır. Bu paraların boyutlarında ve dizilişlerinde farklılıklar görülür. Alna tek
sıra dizilebildiği gibi, alt alta iki sıra kullanılır veya alında tek sıra daha küçük paralar, yanlarda ise kulak üzerine kadar inen daha iri paralar yerleştirilir.
Büyük Kütüklü yaylası’ndan Gökkız Yumuk, alnına konan altınlara “aynalı altın”, yanda kulaklara kadar sarkan altınlara “dulukbastı”
dendiğini bu altınların altında saçların ince ince örüldüğünü (Saç Örgülerine belik denir) ifade etmiştir.
Tepelik dikilmiş fes ve tepeliğin kenarına geçirilen para dikili bezden sonra en üste keten bağlanır. Buna“Fesi yamşak ettim ketenle” diye ifade edilir. Keten ya
birinci baş bağlama şeklinde verildiği gibi kendi uçlarıyla bağlanmakta veya ikinci bağlama şeklinde keten üzerine kenarları oyalı renkli yazmalarla tutturulmaktadır.
Oyalı yazmalara “bala” tabir edilir. Beyaz keten yerine desenli örtülerde kullanılır.

C- Boyuna Bağlananlar:
Boyunda bükülmüş kırmızı kurdeleye geçirilmiş olan ve birbirine değmeyecek şekilde dizilmiş beşibiryerdeler
kullanılmaktadır. Bunlar 3-5-7 gibi tek sayıda dizilip kullanan kişinin varlıklı oluşuna göre tek ya da iki sıra takılır.

D- Ayağa Giyilenler
Eskiden topuklu yuvalı kunduralar giyerler. Bunlar mes şeklinde parlak satenden olur. İsteyen içine tire veya
yün çorap giyerdi. Bugün yuvalı kunduranın yerini keçi derisinden yapılmış yumuşak ayak bileğine kadar olan
“mes” giyilmektedir. Sokağa çıkarken yün çorap, mes veya patik üzerine lastik ayakkabı giyilir.
Tanıtılmaya çalışılan saya, görüldüğü gibi özellikleri olan ve birçok parçadan oluşan Emirdağ’a özgü bir giyimkuşam ve yaşam kültürüdür. Saya giyilme tarzı, biçimi,
renk ve desenleri ile zengin bir kültürel değerdir.

Kaynak: Emirdağ Kültür Araştırmaları Sempozyumu 1995 – Yrd. Doç.
Fatma Bayraktar
Fotoğraflar: Emirdağ Kültür Araştırmaları Sempozyomu Kitabı, Doç.
Dr. Ertuğrul Algan, Sibel Erenoğlu

9 Kasım 2011 Çarşamba

EGEMEN BAĞIŞ BRÜKSEL'de TÜRK OKULUNU ZİYARET ETTİ

EGEMEN BAĞIŞ BRÜKSEL'de TÜRK OKULUNU ZİYARET ETTİ
AB Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Brüksel'de Türk okulunu ziyaret etti AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Brüksel'de Türk girişimciler tarafından açılan(Ecole des Etoiles) Yıldızlar Okulu'nu ziyaret etti. Çoğunluğu Türk kökenli 400'ün üzerinde ilkokul öğrencisine eğitim veren okula girişinde çiçeklerle karşılanan Bağış'a ayrıntılı brifing verildi. Daha sonra sınıfları gezen ve öğrencilerle tek tek ilgilenen Bağış, sınıflardaki akıllı tahtaları yakından inceledi. Okulun sağladığı fiziki imkanlar yanında öğrencilere ve hatta ailelerine yönelik yürütülen destekleyici çalışmalardan etkilenen Bağış, okulun şeref defterini imzalarken ifade ettiği memnuniyetini sözlü olarak basın mensuplarına da aktardı.

Bağış, ''Arkadaşlar bugünkü ziyarette sizler gibi ben de çok duygulandım. Ülkemizin küresel barış mesajını ve insani değerlerini dünyanın dört bir yanına taşıyan hizmet sevdalılarının bugün AB'nin merkezi olan Brüksel'in bu kadar önemli bir eğitim tesisine kavuşmuş olmasına katkıları gerçekten çok anlamlı. Bu okulu gördükten sonra ülkemizin AB'nin lokomotif ülkelerinden biri olacağına inancım bir kez daha arttı. Çünkü böyle bir eğitim alan yavrularımız sadece Belçika'nın değil Avrupa'nın önderleri arasında yer alacaktır.

Avrupa'nın içine düştüğü hatalardan kurtulmasına, ayrımcılıktan ve ırkçılıktan kurtulmasına vesile olacaktır. Çünkü burada hoşgörüyle büyütülüyorlar, sevgiyle büyütülüyorlar, burada büyük bir coşkuyla yetiştiriliyorlar. Emeği geçenleri yürekten kutluyorum'' dedi. Egemen Bağış, ''Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal, 'Sovyetler bir gün çökecektir, orada bizimle aynı dili, aynı dini, aynı değerleri paylaşan insanlar vardır. Onlarla şimdiden kültürel köprüler kurulmalıdır' diye bir talimat vermiş. Maalesef kimileri Cumhuriyetimizin kurucusunun arkasından sadece nutuk atarken kimileri de onun o hayalini gerçekleştirmek için dünyanın dört bir yanında okullar kurmuşlar ve o okullar aracılığıyla Türkiye'nin mesajını, Türkiye'nin barış çağrısını dillendirmişler. Orada insanların yetişmesine vesile olmuşlar. İşte o anlayışın bir ürünü olan Brüksel'deki Yıldızlar Okulu gerçekten bugün burada Türkiye'nin bayraktarlığını yapıyor, Türkiye'nin mesajlarını veriyor. Bu yavrularımız buradan mezun oldukları zaman dünyanın daha hoşgörülü, daha barışçıl, daha uyum içerisinde, diyalogla yürüyen bir gezegen olmasına vesile olacaklar'' şeklinde konuştu. Belçika'nın Brüksel ve Charleroi kentlerinde 2 şubeyle hizmet veren Yıldızlar Okulu, 2005 yılında faaliyete geçerek ilk mezunlarını geçen yıl verdi. Belçika Fransız Topluluğu'na bağlı olarak Fransızca eğitim veren okulda, müfredat dışı faaliyetler kapsamında Türkçe de öğretiliyor. Tüm din ve inançlardan ve farklı etnik gruplardan öğrencilere açık ilk özel teşebbüs okulu olması nedeniyle Fransız Toplumu Eğitim Bakanlığı'nın pilot proje olarak gördüğü okul, gelecek yıl orta öğrenim bölümünü de faaliyete geçirmeyi hedefliyor.

İTALYA'DA BİR DEVRİN SONU

İTALYA'DA BİR DEVRİN SONUİtalya'da bir devrin sonu -Berlusconi: "Yeniden aday olmuyorum"

İtalya'da dün Temsilciler Meclisi'ndeki 2010 yılına ilişkin devlet harcamaları bilançosunun oylamasını kazanmasına rağmen, çoğunluğu kaybettiği ortaya çıkan Başbakan Silvio Berlusconi, erken seçim tarihinin şubat ayı içinde olacağını, kendisinin ise aday olmayacağını açıkladı. Başbakan Berlusconi, dünkü sonucun ardından ''La Stampa'' gazetesinden Mario Calabresi'ye verdiği demeçte, Avrupa Birliği'nin istediği taahhütler yasalaştıktan hemen sonra istifa edeceğini belirterek, "Bundan sonra sadece şubat ayı başında seçimlerin olacağını görüyorum.

Ben bu seçimlerde aday değilim" dedi. Seçimlerde partisi olan Özgürlükçü Halk Partisi'nin (PdL) Genel Sekreteri Angelino Alfano'nun başbakan adayı olacağını ifade eden Berlusconi, Alfano'nun herkes tarafından kabul gören bir isim olduğunu kaydetti. "Bir an önce gerekli ekonomik önlemleri onaylayarak, piyasaların isteklerine cevap vermek gerek" diyen Berlusconi, kısa süre önce AB liderler zirvesine katılmadan önce verdiği ekonomik reformların yasalaşma sözünü tutacağını aktardı. Gazetenin haberinde, Berlusconi'nin siyaset sahnesinden çekilmesinin gerçekten ''imkansız'' bir düşünce olduğu ancak, başbakanın kesin olarak sona geldiği yorumu da yapıldı. 1994 yılında siyaset dünyasına atılan 75 yaşındaki Silvio Berlusconi, 3 kez başbakanlık koltuğuna otururken, bunlardan en uzunu 11 Haziran 2001 ile 17 Mayıs 2006 yılları arasındaki dönem oldu. Berlusconi'nin son başbakanlık dönemi ise 8 Mayıs 2008'de başlamıştı. Bu arada merkez sağ koalisyonun küçük ortağı Kuzey Birliği Partisi (Lega Nord) de muhalefet partileri gibi bir an önce seçime gidilmesi gerektiği görüşünden yana tavır koydu.

8 Kasım 2011 Salı

BRÜKSEL MOBİLYA FUARI AÇILDI

BRÜKSEL MOBİLYA FUARI AÇILDI
Yıllardır Benelux coğrafyasındaki sektör temsilcilerini bir araya getiren Brüksel Mobilya Fuarı,Brüksel Expo Heizel de kapılarını pazargünü ziyaretçilere açtı. Toplam 300 firmanın katıldığı fuara bu yıl krize rağmen 20 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor. Her sene olduğu gibi bu yıl da açılışını pazar günü yapan Brüksel Mobilya Fuarı, Benelux coğrafyasında bulunan sektör temsilcilerinin önemli bir kısmını bir araya getiriyor.Toplam 70 bin metrekare alana sahip 7adet salona kurulu fuar, küçük boyutlarına rağmen stratejik bağlantılara ve birçok uluslararası temasa imkân tanımasıyla biliniyor.

Katılımcı firmalara özellikle Fransız, İngiliz ve İskandinav pazarlarının kapılarını açan Brüksel Mobilya Fuarı, her yıl binlerce yabancı ziyaretçinin de akınına uğruyor.

BRÜKSEL MOBİLYA FUARINDA TÜRK MOBİLYACILAR STANDI İLGİ GÖRÜYOR

Avrupa Mobilya Fuarları arasında önemli bir yere sahip ilk üç sırada bulunan Brüksel Mobilya Fuarına Türk girişimcilerde katılarak,Bu sektörde yerlerini aldılar.Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir KIR Brüksel Mobilya Fuarında stand açan Türk girişimcierin Standlarını ziyaret ederek Mobilya sektöründe yer alan girişimcilerimizi tebrik ederek onların başarıları ile gurur duyduğunu ifade etti. Brüksel Mobilya Fuarında Stan Açan MEBELCO firması yetkilileri Remzi Ağaçbekler ve Mustafa Ağaçbekler"Mobilyalarımızın tasarımları tamamen firmamıza ait olup fabrikalarımızda özel üretimle Belçika'ya getiriyor;Belçika'da toptan olarak müşterilerimize sunuyoruz.Fuarda 400 Metrekare alanda ürünlerimizi sergiliyoruz parekendeci firmalarla burada yeni bağlantılar kuruyoruz."şeklinde görüş belirttiler.

MİSS BRUXELLES GÜZELİ TÜRK MOBİLYA STANDINDA

Brüksel Mobilya Fuarında Stan Açan Bir başka Türk firması ise MATİSTA;Hollanda'da Sağlıklı Yataklar üreten bir Türk Firması olan MATİSTA Standlarında Brüksel güzeli Albana BERİSHA ile firmalarının tanıtımını yaparak büyük ilgi odağı oldular.Miss Bruxelles güzeli Albana Berisha,Miss BELGİQUE yarışma organizatörü Lorenzo Di Siervi ile beraber Standı ziyaret eden Bakan Emir Kır,Şahin Güneş,Ahmet Tanrıkulu,Abdurrahman Tanrıkulu'ndan Taylant fil koruma merkezi için bağışta bulunmalarını rica ettiler.Brüksel güzeli Albana BERİSHA Bakan Emir Kır,Güneş,Ahmet Tanrıkulu,Abdurrahman Tanrıkulu tarafından yapılan bağışlarla çok mutlu olduğunu dile getirdi.

DAHA RAHAT UYKU İSTEYİN

MATİSTA firma yetkilisi Şahin Güneş"Mobilya sektöründe kalıcı olmak için kalitemizi daima yükseltiyoruz,Brüksel Mobilya Fuarında bu sene 4.defa katılıyoruz,Yataklarımızda kullandığımız kumaşlar insan sağlığına direk etki ettiği için kalitesine özen gösteriyoruz,Daha fazla ve sağlıklı uyku özlemi çekenlere ürünlerimiz tavsiye ediyoruz"şeklinde konuştu.

MODERN MOBİLYALAR SUNUYORUZ

Brüksel Mobilya Fuarında Stan Açan Bir başka Türk firması ise ALISYSTEME-PROMEUBLE Belçika Gent te faliyetlerini sürdüren Ali Hazar yönetimindeki ALISYSTEME-PROMEUBLE "Günümüz çizgilerini taşıyan modern mobilyaları fuara katılarak tanıtıyoruz,burada yeni müşterilerle yeni iş imkanları bağlantıları yapıyoruz;Fuardan menmunuz "şeklinde konuştu. Brüksel Mobilya Fuarı 6-9 Kasım tarihleri arasında Brüksel Expo Heizel de saat 9 ila 19 arasında ziyarete açık kalacak.

ANVERS BELEDİYE BAŞKANI BİR MEKTUPLA ÖZÜR DİLEDİ

ANVERS BELEDİYE BAŞKANI BİR MEKTUPLA ÖZÜR DİLEDİ
Anvers’te son bir haftada terörist örgüt PKK yanlılarının yaptıkları saldırılar ve tahriklere ilişkin olarak Büyükelçiliğimiz ve Anvers Başkonsolosluğumuzca Federal ve aralarında Anvers Belediye Başkanı Janssens de olmak üzere yerel makamlar nezdinde çeşitli girişimlerde bulunulmuştu. Bu kere Anvers Belediye Başkanı Janssens bugün (8 Kasım) Anvers Başkonsolosluğumuza bir mektup göndererek özetle aşağıdaki hususları belirtmiştir:. “Anvers’teki Türk toplumu VRT’de verdiğim mülakatta kullandığım “Kürdistan” kelimesinden duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. Bu konuyu siz de dünkü görüşmemizde dikkatime getirerek nazikçe uyarmıştınız.
Bu kelimeyi kullanmakla Anvers’te yaşayan Türk toplumunun hassas olduğu bir noktaya temas ettiğimin farkında değildim. Niyetim hiçbir zaman Türkiye’nin iç politika meselelerine karışmak değildi. Bir Belediye Başkanı olarak hiçbir ülkenin iç sorunu hakkına pozisyon almam. Görevim tüm Anversililerin şehirde huzur içinde yaşamalarını sağlamaktır. Bu ifadeyi kullanarak Türkiye’nin bir iç meselesi hakkında pozisyon aldığım izlenimini verdiysem özür dilerim. Önümüzdeki dönemde bu konudaki hassasiyete olabildiğince dikkat edeceğim. Sizinle yaptığım görüşmede Türk kökenli Anverslilerin kendilerini tehdit altında hissettiklerini not ettim. Polisimle birlikte gerekli tedbirler için azami gayret sarf edeceğim. Bu konudaki yapıcı tutumunuz için ayrıca teşekkür ediyorum.” Saygıyla duyurulur. T.C. Brüksel Büyükelçiliği

EGEMEN BAĞIŞ:AVRUPADAKİ UYUŞTURUCU AĞI PKK NIN KONTROLÜNDE

EGEMEN BAĞIŞ:AVRUPADAKİ UYUŞTURUCU AĞI PKK NIN KONTROLÜNDE
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa'nın en geniş uyuşturucu ve insan kaçakçılığı ağının PKK kontrolünde olduğuna işaret ederek Avrupalıların da artık kendi çıkarlarının farkına varıp bir an evvel bu uyuşturucu ağının çökertilmesi için Türkiye ile işbirliği yapmaları gerektiğini söyledi. Brüksel'e hareketinden önce İstanbul'da NTV canlı yayında soruları yanıtlayan Bağış, Brüksel'de bir dizi temasta bulunacaklarını, AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu üyesi Stephan Füle ile son dönemde kendisinin ortaya attığı pozitif gündem konusunu değerlendireceklerini bildirdi.

Özellikle komisyonun Uluslararası İşbirliği, İnsani Yardım ve Kriz Müdahale konularından sorumlu üyesi Kristalina Georgieva ile deprem felaketinin yaşandığı Van'a yaptıkları 10 milyon TL tutarındaki yardımla ilgili görüşmelerde bulunacaklarını kaydeden Bağış, AB fonlarından yıl sonunda geri dönme ihtimali olanlarla Van'daki ihtiyaçların karşılanması konusunda bir mutabakata vardıklarını anımsattı. Bağış, ilgili temaslarda bulunduktan sonra Estonya ve Letonya'ya geçeceğini belirtti. -"Papandreu'nun duruşu" Avro bölgesindeki krizle ilgili bir soru üzerine, krizin AB kurallarına uymayan ülkelere göz yumulması sonucu meydana geldiğini ifade eden Bağış, "Birçok ülkenin Maastrich kriterlerine uymadığı bilincindeydiler ama bunu bir şekilde kapıyorlardı, kağıt üzerinde bir takım dengelemeler yapılıyordu. Birçok AB üyesi ülke Yunanistan'da da İrlanda'da da Portekiz'de de sorunların olduğunu biliyordu" diye konuştu. AB'de 27 ülkenin 16'sının ekonomik kriterlere uyumlu olmadığını kaydeden Bağış, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu'nun Almanya Başbakanı Angela Merkel'in önündeki duruşuna çok üzüldüğünü ifade ederek, bunun kendisine 1999 yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'ın önündeki duruşunu hatırlattığını söyledi. Bağış, 1999'dan beri Türkiye'nin ekonomik anlamda çok farklı bir noktada olduğunu belirterek, Yunanistan'da bulunacak formülde bile Türkiye'nin deneyimlerinden faydalanıldığını dile getirdi. Avro bölgesindeki krizin yayılmaması için çabalar gösterildiğine dikkati çeken Bağış, bilinçli, kararlı bir tutumla bu krizin de sona ereceğini ancak söylenildiği gibi 10 yılı bulacağını söyledi. -"Hukuk devletinde paralel devlet olmaz" KCK operasyonları ve terörün Avrupa ülkeleri tarafından finansmanıyla ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarının anımsatılması üzerine de Bağış, "Türkiye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde paralel devlet olmaz. Hukuk devletinde kimilerinin 'biz kendi başımıza bir devlet yapılanmasına gideceğiz' demesi kabul edilemez. Bunu ABD de kabul etmez, Çin de kabul etmez, AB üyesi ülkeler de kabul etmez" diye konuştu. Avrupa'da silahlı direnişe bugün hiçbir ülkenin müsaade etmeyeceğini kaydeden Bağış, şunları söyledi: "Bizim ülkemizde gerçekten bir siyasi hareketin mecliste grup kurabilecek kadar demokrasiden yararlanabildiği bir ortamda, meclisinde temsil ettiği devlete silah çekmesi kabul edilemez. KCK dediğiniz devlete paralel bir yapılanma çabasıdır. Bu hiç bir ülkede hoşgörüyle karşılanmaz. Burası bir hukuk devleti. Hukuk devletinde de bu tür yapılanmalarla ilgili yargı üzerine düşeni yapar, deliller ortaya konur, yargılanma süreci tamamlanır. Bunlar son derece doğal, olması gereken operasyonlardır." Terör örgütünün yurt dışından destek alması konusunda bir başka soru üzerine Bağış, Avrupa'daki görüşmelerde de bu konuyu dile getireceğini ifade ederek, terör örgütünün Avrupa'nın gençlerini de uyuşturucu ile öldürdüğüne işaret etti. Avrupa'nın en geniş uyuşturucu, insan kaçakçılığı ağının PKK kontrolünde olduğunu belirten Bağış, şöyle konuştu: "Avrupalıların da artık kendi çıkarlarının farkına varıp 'aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın' deme zihniyetinden kurtulup bir an evvel oradaki bu uyuşturucu ağının çökertilmesi için Türkiye ile işbirliği yapmaları gerekmektedir. Aynı şekilde AB üyesi birçok ülkede PKK sempatizanlarının tehditle, şantajla gidip haraç topladıklarına dair elimizde duyumlar var. AB üyesi istihbarat teşkilatlarının daha hassas bir çalışma ortaya koyup buna son vermeleri gerekir. Çünkü o toplanan haraçlar eninde sonunda o ülkedeki uyuşturucu ağını güçlendiriyor. O ülkelerin gençlerini zehirliyor, o ülkelerin gençlerini öldürtüyor." Bakan Bağış, başka bir soru üzerine, AB İlerleme Raporunda okullarda Milli Güvenlik derslerine sivil öğretmenlerin girmesiyle ilgili eleştirinin yerinde bir eleştiri olduğunu ifade ederek Türkiye gibi terörle mücadele eden bir ülkenin binlerce yüzbaşı ve binbaşı gibi birikimli askerinin liselerde vakitlerini heba etmelerine seyirci kalınmaması gerektiğini ifade etti. Söz konusu derslerin sivil öğretmenlerin alacakları kurslarla verebileceklerini söyleyen Bağış, TSK mensuplarının da asıl görevlerinin başına dönmelerinin sağlanabileceğini dile getirdi.

SİGORTACILAR SOSYAL MEDYADAN FAYDALANIYOR

SİGORTACILAR SOSYAL MEDYADAN FAYDALANIYOR

Belçika'da sigortacılar, dolandırıcılığın önlenmesinde Facebook ve twitter gibi popüler sosyal paylaşım sitelerini kullanıyor.
Belçika Sigortacılar Federasyonu'ndan (Assuralia) Wauthier Robyns, Het Laatste Nieuws gazetesine yaptığı açıklamada, sigorta şirketlerine gelen tazmin taleplerinde dolandırıcılık ihtimaline karşı müşterilerin Facebook ve twitter gibi sosyal medyadaki bilgilerinden faydalandıklarını söyledi.
Örneğin sigortasında çalışamayacak kadar hasta olduğu bilgisi bulunan bir kişi, bu dönemde Facebook ve twitter'da oldukça aktif ise tazminat talebi reddedilebiliyor.
Kişilerin sosyal medyada serbestçe ulaşılabilen bilgilerinden faydalanabilen sigorta şirketlerinin, tuzağa düşürme ya da sanal korsanlık yoluyla ilave bilgilere ulaşma hakkı bulunmuyor.

SOUND OF İSTANBUL FESTİVALİ BASINA TANITILDI

SOUND OF İSTANBUL FESTİVALİ BASINA TANITILDI
Bu sene ikincisi düzenlenecek olan"Sound of Istanbul "festivalilinin program sunumu Brüksel Hükümeti Kültür ve Uluslararası ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı Emir KIR veMolenbeek Belediye Başkanı Philippe Moureaux tarafından basına tanıtıldı.8 Kasım Salı günü saat: 11:00'de Molenbeek Kültür Evi - Rue Mommaerts, 4 - 1080 Molenbeek adresinde gerçekleştirilen Basın toplantısında Bakan Emir KIR:"1-2-3 Aralık 2011 tarihinde İstanbul'un tüm kültür ve müzik zenginliğinin yer alacağı 2.ci “Sounds of Istanbul” festivalinin basına tanıtımı için Molenbeek Kültür Evinde sizlerle birlikte olmaktan son derece mutluyum. İstanbul 2010 yılında Avrupa Başkenti olarak ilan edildikten sonra kendinden daha da çok konuşulan bir şehir oldu.

Byzance, Constantinople, Istanbul, gibi çeşitli isimleri ile 13 milyonu aşan nüfusu ile birçok kimliği kültürü, dini bünyesinde barındırıyor. Doğu ile Batı arasında köprü olan bu mega şehir kültürel zenginliğinden ve çok kültürlü yapısından dolayı sokaklarını her gün inleten muazzam bir müzik ve ritm zenginliği sunuyor insanlara. Özellikkle büyük Istiklal cadesi her gün binlerce ziyaretçisi ile Türkiye'nin her bölgesinden gelen müzisyenleri ile bu zenginliği yaşatır. Fransız Toplumu Konseyinde Uluslararası ilişkilerden sorumlu Bakan olarak Macaristan ve Hırvatistan ile imzalanan kültürel işbirliği anlaşmalarından sonra geçtiğimiz Haziran ayında İlk defa,Türkiye ile Belçika arasında, Brüksel Walonie Federasyonu Başbakanı Sayın Rudy Demotte ile birlikte kültür, eğitim ve bilimsel araştırmalar konusunda işbirliği anlaşmasını imzaladık. Bu anlaşmanın imzalanmasının, 2014 yılında türklerin Belçika'ya gelişinin 50 yılını kutlamaya hazırlandığımız günlere denk gelmesi son derece isbetli oldu. Türklerin Belçikaya göçü 1964 yılında Belçika kömür ocakları Federasyonu ile yapılan anlaşmayla başlamıştır. Türklerin göçü, Belçika'ya 1947 yılında başlayan Italyan, Ispanyol, Portekiz, Yunan ve Faslı göçünün son halkasıdır. Göç, hemen hemen yarım asırdır Turkiye ile Belçika arasında bir sinerji yaratan ortak bir tarihtir. İki ülke arasında imzaladığımız bu kültür anlaşması sayesinde, hazırlanacak ortak programlarla Türkiye ile Belçika arasındaki ilişkiler, kültürel ve bilimsel araştırmalar konusunda oldukça güçlenecektir. Yeni anlaşma ile iki ilke arasında sanatsal çalışmalar, eğitim, sinema gibi konularda ortak etkinlikler yapılabilecektir. Düzenleyeceğimiz “Sounds of Istanbul “ festivali bunun en güzel canlı örneğidir. Yine bu sayede Molenbeek Kültür Evi 2. festivalde daha dolu dolu bir program hazırladı. Bu 2. Sounds of Istanbul festivalinin hazırlanması amacıyla Kabinemden danışmanlarım ve Molenbeek Kültür Evinden görevli üyeler İstanbul'a giderek özel bir çalışma gerçekleştirdiler. Bu ziyaret esnasında birçok yerel sanatçı ile biraraya gelme fırsatı buldular arıca Beyoğlu Belediyesi kültür bölümü ile de ilk temaslarını gerçekleştirdiler. Burada amaç ilerde Sounds of İstanbul ile 2012 gerçekleşecek Beyoğlu Belediyesi organizasyonu ”Uluslararası Diyalog Festivali” arasında sanatçı değişimine de imkan verecek bir ortak işbirliği çalışması. Festival boyunca sahne alacak sanatçıların ve grupların seçiminde kalitesinden dolayı Molenbeek Kültür Evini ve katkı sağlayan kuruluşları ( CBAI, Sazz n Jazz, Synergie, Turkish Lady, la Maison Eyad, Gold Music et la librairie Filigranes, CPAS de Molenbeek) kutluyorum. Bunların arasında : Sibel Dinçer, Ziya Azazi, Pınar, Kubat, Karsu Dönmez yer almaktadır. Ben burada özellikle sanatçı Kubat'ın bu festivale ayrı bir renk katacağını düşünüyorum. Kubat bildiğiniz gibi Anvers şehrinde doğdu ve 90 yıllarda Türkiye'ye göç etti. Bugün türk müziğinin çok önemli simalarından biri. Bu festival sayesinde Belçikalı sevenlerinin karşına çıkacak olması büyük bir heyecan yaratmaktadır. Sizlere festivale katılan diğer bir genç yeteneği tanıtmak istiyorum kendisi şimdi aramızda Karsu Dönmez kendisi Hollanda – Türklerinden Uluslar arası birçok sahnede yer almış bir sanatçı, Ben sözü Belediye Başkanına vermeden önce hepinizi 1-2-3 Aralıkta festivalimizde Brüksel'de istanbul havasını yaşamaya davet ediyorum."şeklinde konuştu. Festival konuşmalar ve tanıtım programından sonra Piyanist Karsu Dönmez yarafından verilen mini bir konser ile sona erdi.

SOUND OF İSTANBUL FESTİVAL PROGRAMI

İstanbul 2010 yılında Avrupa Başkenti olarak ilan edildikten sonra kendinden daha da çok konuşulan bir şehir oldu.Byzance, Constantinople, Istanbul, gibi çeşitli isimleri ile 13 milyonu aşan nüfusu ile birçok kimliği kültürü, dini bünyesinde barındırıyor. Doğu ile Batı arasında köprü olan bu mega şehir kültürel zenginliğinden ve çok kültürlü yapısından dolayı sokaklarını her gün inleten muazzam bir müzik ve ritm zenginliği sunuyor insanlara. Özellikle büyük Istiklal cadesi her gün binlerce ziyaretçisi ile Türkiye'nin her bölgesinden gelen müzisyenleri ile bu zenginliği yaşatır. Roma'dan Atina'ya binlerce yıllık kültürlerin buluşma noktası bu şehir Molenbeek Kültür Evine esin kaynağı olmaya devam ediyor. Bu nedenle festivalin ikincisini Türkiye ile imzalan kültür anlaşması sayesinde daha dolu dolu bir programla hazırlandı. Festival iki ana konuda şekillendi: Bunlardan birisi Türkiye sınırlarını aşan kadınlar, kadın diğeri Avrupa Birliği yolunda ilerleyen Türkiye'de gelişen kareografi, sinema gibi çağdaş Türk sanatları Müzik, sinema, dans, gibi etkinliklerin uluslararası boyutu da olacaktır (Istanbul,Belçika,Fransa, Hollanda) Sounds of Istanbul 2, iki mekanda gerçekleşecektir : Théâtre Saint-Michel – 1 Aralık'ta Sibel Dinçer ile konserin birinci bölümü, ikinci kısımda KUBAT konseri La Maison des Cultures - Molenbeek 2 -3 Aralık dans, müzik, sinema ve sergi gibi etkinlikler. 3 gün boyunca, müziği,ritimleri, lezzetleri ve Istiklal Caddesi havası ile İstanbul ambiyansını yakalama şansı bulacaksınız.

PROGRAM

Perşembe 1 Aralık 2011 – Théâtre Saint-Michel 19:00 – Kapıların açılması – kabul canlı müzik 20:00 – 1. Bölüm – Sibel (Brüksel) Sibel Türk ve brüksel müziklerinin iyi bir sentezini yapan bir müzik grubu. Grup türk, belçikalı, guyanolu, luksemburglu sanatçılardan oluşmaktadır. Ritimleri latino, pop-rock ve drum'bass. Anadolu müziklerinin farklı yorumlarını bizlere sunuyorlar. Sibel Dinçer : chant/piano Bénédicte Chabot : violon/choeurs Daniel Vicke : basse/saz/choeurs Claude Hoffmann : batterie/percussions Rik Staelens : saxophone/flûte 21:15 – Kubat (stanbul) Kubat 1974 yılında Emirdağlı bir ailenin oğlu olarak Anvers'de dünyaya geldi. 8 yaşında gitar ve solfej dersleri alarak müziğe başladı. Belçika'da düğünlerde festivallerde çalarak profesyonel müzik hayatına atıldı. Güçlü sesi sayesinde 1995 yılında müzik hayatına Istanbul'da KUBAT adlı albümünü çıkararak devam etti. “Sounds of Istanbu” festivalinden yararlanarak Kubat ilk defa yeni albümü INCE INCE'den parçalar seslendirecek. http://www.kubat.com.tr/ Cuma 2 Aralık 2011 – Maison des Cultures – Molenbeek Kültür Evi Molenbeek Kültür Evinin kapısından içeriye adımınızı attığınızda, Pera, Galata,Istiklal, Tünel gibi isimlerle Istiklal Caddesi havasını yaşayacaksınız. Ali Cabbar size sanat galerisini tanıtacak. 10:00-16:00 yaratıcı Istanbul ve Türkiye atelyesi 10:00-13:00 Ziya Azazi (Vienne)Semah atelyesi Yer : Grand Studio, rue de Menin 29 – 1080 Bxl 09:30-12:30 : Türk Mutfağı Yer : Maison des Cultures 14h00-15h30 :Demet Unlü Ancion ile Ebru Sanatı Yer : Maison des Cultures 14h00-15h30 : Ismail Dogan ile Kaligraf 16:00-21:00 « Istiklal Cadesi » standları 18h30 Marie Ozanne Kadın Sergisi Sergi 17 Kadın portresinden oluşuyor. 20h00 « Dervish in Progress» Ziya Azazi Gösterisi(gösteri salonu) 20h30 GRAVURGELİNLER grubu ile ara (Foyer - bar) 21h30 TABL BAZ – Muzik ve Dans (cave) Cumartesi 3 Aralık 2011 15:00-21:00 Derneklerin Istiklal Caddesi animasyonları 18h00 Film gösterimi 1 - « Rendez-vous sur le quai - Rıhtımda Randevu » Tülin Ozdemir (23') (salon) 19h00 Film Gösterimi 2 - Ben/O (moi/lui) de Güldem Durmaz (salon) installation video / film - 2 films sur 2 moniteurs (ou projection sur écran unique) - HD 16/9 – couleur – 22'43'' scénario / réalisation: Güldem Durmaz caméra: Piet Eekman son: Gilles Benardeau montage: Simon Backès avec: Esmeray produit par: Güldem Durmaz / Yakamoz avec le soutien de la Communauté française de Belgique – Commission Film Expérimental Filmi Laurent Thurın Nal'ın « Yalniz (seul) » sine-romanı izleyecek 20:30 Pinar Türker 21:00 Karsu Dönmez (salon) http://www.karsu.nl/ 23:00 DJ Luuuk ile After party

KATKI SAĞLAYAN KURULUŞLAR

EYAD ASBL Chaussée de Haecht 75 1210 Bruxelles 02 218 05 07 Personne de contact : Leyla Kose Turkish Lady Chaussée de Louvain n°200 1210 Bruxelles Tél : 02/219 89 39 Personne de contact : Derya Aliç SYNERGIE Rue du Moulin, 66 1210 Bruxelles Tél : 02/223 32 48 Personne de contact : Fadime Goktas CBAI – centre bruxellois d'action interculturelle Centre Bruxellois d'Action Interculturelle asbl - CBAI Av. de Stalingrad 24 - B-1000 Bruxelles - Tél.: 02 289 70 50 - Fax: 02 512 17 96 - info@cbai.be www.cbai.be Personne de contact : Tanju Goban SAZZ en JAZZ Rue royale 241 1210 Bruxelles info@sazznjazz.be www.sazznjazz.be Personne de contact : Ali Bagseven Libraire Filigranes 39-40 avenue des Arts 1040 Bruxelles 02/511 90 15 www.filigranes.be BİLGİ: THEATRE St MICHEL Rue Père E.Devroye, 2 à 1040 Bruxelles Métro : Montgoméry- Boileau -Thieffry (Ücretsiz Parking n° 12) Yerinde rezervasyon pazartesiden cumaya 10:00-15:00 saatleri arası e- mail : billetterie@theatrestmichel.com Tlf : 02 732 70 73 PAF : 15-10-8 euros. Grand Studio (Ziya Azazi atelyesi) : rue de Menin n°29 – 1080 Bruxelles (métro Etangs Noirs) Maison des Cultures : rezervasyon 1/2/3 Aralık adres : rue Mommaerts 4 -1080 Bruxelles ulaşım : métro Comte de Flandre veya Ribaucourt tlf : 02/415 86 03 site : http://www.lamaison1080hethuis.be TARİFE: 01/12 (Théâtre Saint-Michel- Konser): 15€/10€/5€ 02/12 et 03/12 (Maison des Cultures): 10€/5€/1,25€(art.27) PASS 2 gün için (Maison des Cultures): 15€

TEŞEKKÜR

Emir Kir, Ministre de la Région Bruxelles-Capitale, chargé de la Culture Philippe Moureaux, Bourgmestre de Molenbeek St Jean et Ministre d’Etat Fadila Laanan, Ministre de la Culture de la Fédération Wallonie-Bruxelles Les membres du Collège Echevinal de Molenbeek St Jean Les membres du cabinet d’Emir Kir Beste Gursu, Kenan Gorgun, Ali Bagseven, Faruk Bicici, Tanju Goban,…

T.C. BRÜKSEL BÜYÜKELÇİSİ İSMAİL HAKKI MUSA’NIN KURBAN BAYRAMI MESAJI

T.C. BRÜKSEL BÜYÜKELÇİSİ İSMAİL HAKKI MUSA’NIN KURBAN BAYRAMI MESAJI
Değerli vatandaşlarım, Belçika Türk toplumunun değerli mensupları; Birlik, beraberlik ve hoşgörüyü simgeleyen Kurban Bayramını hunhar terör saldırıları ve deprem felaketinin acılarını milletçe derinden yaşadığımız bir dönemde idrak ediyoruz.. Toplumsal dayanışma ve paylaşma ruhunun ön plana çıktığı, bizleri bir araya getirmek, dostluk ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmek için önemli bir vesile teşkil eden Bayramlarımız, ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatılan, insanlarımızın kaynaştığı ve dostluk ve kardeşlik ruhunun pekiştirildiği günlerdir. Bu Bayramın da, her zaman olduğu gibi milli, manevi ve kültürel değerlerimizin daha da pekişmesine vesile olacağına, Belçika Türk toplumunun ülkemizle bağlarının bir kez daha tazelenerek güçleneceğine içtenlikle inanıyorum.
Her geçen gün gelişen, milletlerarası camianın saygın ve güvenilir bir mensubu olan ülkemizin daha da gelişmesinde önemli bir yeri olan sizlerin, Kurban Bayramını da anlamına en uygun şekilde kutlamakta olduğunuzdan eminim. Belçika’yla ilişkilerimizi karşılıklı menfaatler doğrultusunda her alanda geliştirmek için şevkle çalışırken en büyük desteğimizin buradaki vatandaşlarımız olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Hayatlarını burada kuran ya da sürdüren ve önemli bir kısmı Belçika vatandaşlığına geçmiş olan vatandaşlarımız, bugüne kadar sağladıkları uyum ve başarılarla göçmen toplumlar arasında örnek gösterilmektedirler. Uyumdan, milli ve manevi değerlerimize bağlı kalarak, bulunduğumuz ülkenin ekonomik, siyasi ve kültürel hayata katılımı anlıyoruz. Gerçekten de Türk toplumunun Belçika’nın siyasi, ekonomik ve toplumsal yaşamına katılımının giderek arttığını gözlemlemekten memnuniyet duymaktayım. Vatandaşlarımız, kendi kimliklerini kaybetmeden, Belçika toplumu ile uyum içinde sosyal yaşantının her alanına katkıda bulunmalarının ve kültürlerini yaşadıkları topluma zenginlik olarak sunmalarının her açıdan faydasını göreceklerdir. Görevime yeni başladığım Belçika’daki Türk toplumuna baktığımızda, öncelik vermemiz gereken temel alan olarak eğitimi gördüğümü belirtmek isterim. Özellikle anadil eğitimini ve kız çocuklarımızın eğitimini çok önemsiyoruz. Bulunulan ülkenin dillerini de en iyi şekilde öğrenmek çok önemlidir. Bu çerçevede sarfedilecek tüm çabalara Büyükelçiliğimizce her türlü destek verilecektir. Bu düşüncelerle, Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa barış, huzur, mutluluk temenni ediyorum.

STUDİOEAST ÖĞRENCİLERİ İLK SERGİSİNİ AÇTI

STUDİOEAST ÖĞRENCİLERİ İLK SERGİSİNİ AÇTINarsanat Sanatçılar Platformu 5 Kasım Cumartesi günü Turkish Potpourri adı altında gün boyu süren bir etkinlik düzenledi.
“Rue de Laekenstraat 28 1000 Brüksel” adresinde bulunan La Tantation Centro Galego de Bruxelas kültür merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte fotoğraf, resim, karikatür sergileri, tiyatro, dans ve film gösterileri, kitap tanıtımı, müzik ve takı sergisi yer aldı. Saat 14.00 başlayan etkinlik 23.00’e kadar devam etti.
Studioeast ögrencilerinin fotoğraflarından oluşan fotograf sergisi Exhibition MANDAL günboyu süren etkinliğin ilgi odağı oldu.


STUDİOEAST :Exhibition MANDAL
ZAMAN : 5 NOV 2011
SAAT : 14.00 / 23,00 kadar
SALON : La Tentation
ADRES : Rue Laeken straat 28 1000 Bruxelles

7 Kasım 2011 Pazartesi

DÜNYANIN EN GÜZEL KIZI VENEZUELA'DAN

DÜNYANIN EN GÜZEL KIZI VENEZUELA'DAN
İngiltere'nin başkenti Londra'da bugün düzenlenen "2011 Dünya Güzellik Yarışması"nı 21 yaşındaki Venezuelalı güzel Ivian Lunasol Sarcos Colimenares kazandı.Yarışmada ikinci Filipinli güzel Gwendoline Gaelle Sandrine Ruais olurken, dünyanın en güzel üçüncü kızı olarak ise Puerto Riko'lu Amanda Victoria Vilanova Perez seçildi. Geçen yılın en güzel kızı Amerikalı Alexandria Mills tacını Venezuelalı güzele yarışmanın sonunda devretti.

Venezuela açıklanan sonuçla, 6. kez dünyanın en güzel kızının seçildiği ve bu unvanının en fazla kazanıldığı ülke oldu. Dünyanın en güzel kızı seçilebilmek için Arnavutluk'tan Zimbabve'ye kadar 113 ülkeden güzel yarışırken, ilk üç açıklanmadan önce ilk 7'ye Kore, Venezuela, İngiltere, Filipinler, Puerto Riko, Güney Afrika ve İskoçya'dan güzeller kaldı. Türkiye'yi ise yarışmada 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Gizem Karaca temsil etti. 60. yılını kutlayan "Dünya Güzellik Yarışması" bu yıl Londra'daki Earls Court gösteri merkezinde yapıldı. Böylece yarışma, 60 yıl sonra ilk kez düzenlendiği yer olan İngiltere'nin başkenti Londra'da gerçekleştirilmiş oldu.

HAFTANIN KARİKATÜRÜ

HAFTANIN KARİKATÜRÜ
Türkiye'den Avrupa'ya göçün ilk başladığı yıldan bu tarafa 50 yıl geçti.Avrupa Türk toplumu elleri öpülesi birinci nesile çok şey borçlu.Belkide ömründe büyük şehir görmeden bir trene atlayıp
diline,dinine,yoluna yordamına herşeyine yaabancı olduğu bir ülkede hayat mücadelesinden başarıyla zekasıyla,alnının akıyla galip çıkan Anadolunun yiğit evlatlarının engin hoşgörüsüne sığınarak,
Avrupadaki Türklerin ilk yıllarını anlatan yukarıdaki karikatürü bizde fıkrasıyla tamamlayalım.

Eski nesillerden rivayet olunur ki:
Gurbet'te(Belçika-Brüksel) yaşam mücadelesi veren bir Türk Midi pazarına alış veriş için devamlı gidip geldiği sıralarda Belçikalı yaşlı insanların kucaklarında devamlı küçük kaniş köpeklerle otobüse ve tramvaya bindiklerini
gözlemlemiş ve keskin zekasıyla yaklaşan Kurban Bayramı için Midi pazarından alacağı kurbanlık koyunu tramvayla evine götürebileceğini hesaplamıştı.
Kurban Bayramı gelip çattığında ise yine tramvayla midi pazarına gider,Kurbanlık bir koyun alır,boynuna bir ip bağlar,çevredekilerin şaşkın bakışlarına aldırmadan çeke çeke tramvay durağına gelir.tramı bekler.
Tramvay bir müddet sonra gelir,insanlar, inerler binerler, sıra bizim Türk'e gelir.Tramvaya adımını attığında Kondüktör'ün sert uyarısıyla irkilir.
Kondüktör:No Mösyö,No Mösyö.
Bizimkisi Tramvayın içerisinde kuçağında kaniş köpeklerle oturan Belöikalıları işaret ederek
Türk: Pourquoi(Neden) Hav Hav oui,Meee No der ve Tram kondüktörünün şaşkın bakışları arasında koyunu kucakladığı gibi kucağına otutturur.
Bayramınız Kutlu Olsun

4 Kasım 2011 Cuma

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUNKurban Bayramı.nın ulusumuzun diriliğine, mazlumların kurtuluşuna, insanlığın huzur, barış ve hidayetine vesile olmasını dileriz. Her şeye kadir olan Yüce Allah, bizleri İslam dininin gösterdiği doğru yoldan ve sevdiklerimizden ayırmasın! Hayırlı ve bereketli Kurban Bayramları dileğiyle.

HAYDE BRE BRÜKSELDE YOĞUN İLGİ İLE İZLENDİ

HAYDE BRE BRÜKSELDE YOĞUN İLGİ İLE İZLENDİ
Multimedya Merkezi tarafından her yıl hazırlanan Uluslararası Bağımsız Film Festivalinin bu sene 38. si 1-6 Kasım 2011 tarihleri arasında Brüksel’de gerçekleştiriliyor.3 Kasım Perşembe günü saat: 19:45'de "Centre Culturel Jaques Franck - Chaussée de Waterloo, 94 - 1060 Saint-Gilles adresinde Yönetmen Orhan Oğuz’un 'Hayde Bre'adlı filmi Brüksel galası sanatseverler tarafından yoğun ilgi gördü.Devlet Bakanı Emir KIR Belçikalı film yapımcısı Denis Vindevogel'e "Lifetime Award" ödülünü verdi
Centre Culturel Jacques Franck'da yapılan galaya festival organize temsilcileri yanında Filimin başoyuncusu Nilüfer Açıkalın, Kardeşler Prodüksiyon Temsilcisi Yasemin Küçükçavdar, Brüksel Hükümeti Bakanı Emir Kır, Brüksel Milletvekili Mahinur Özdemir, T.C. Brüksel Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa, Maslahatgüzar Korkut Tufan, Brüksel Başkonsolosu Mehmet Poroy, Uluslararası Askeri Karargah (İMS) Türkiye Temsilcisi Tuğgeneral Suat Sönmez, Askeri Ateşesi Kurmay Albay Ömer Faruk Demirbilek, Turizim Müşaviri Kenzi Güzel,Schaerbeek Belediye Meclis Üyesi Derya Alıc, sivil toplum kuruluş temsilcileri ve sanat severler katıldı. Devlet Bakanı Emir KIR Belçikalı film yapımcısı Denis Vindevogel'e "Lifetime Award" ödülünü verdi; Filmin tanıtım konuşmasında konuşan Bakan Emir Kır ve Büyükelçi Musa, "Sinemanın toplumların gelişiminde kaynaşmasında ve kültürlerinin tanıtımında etkin bir sanat dalı" olduğu konusu gündeme geldi. Filimi izledikten sonra izlenimleri konusunda Bakan, Büyükelçi ve diğer protokol üyeleri filmi mok beğendiklerini filim sonrası aktrist Nilüfer Açıkalın'ı ve organizatörleri tebrik ederek, galadan dolayı teşekkür ettiler.Hayde Bre Filminde Baş kadın oyuncu Nilüfer Açıkalın ile sanatseverler bol bol hatıra fotoğrafı çektirdiler.

3 Kasım 2011 Perşembe

G-20 ZİRVESİ CANNES'İ HAYALET KENTE DÖNÜŞTÜRDÜ

G-20 ZİRVESİ CANNES'İ HAYALET KENTE DÖNÜŞTÜRDÜ
Fransa'nın ünlü tatil beldesi Cannes, G-20 zirvesi sırasında alınan güvenlik önlemler nedeniyle adeta ''hayalet kente'' dönüştü.

Zirveye katılan dünyaca ünlü liderlerin güvenliğini sağlamak ve küreselleşme karşıtlarının olası gösterilerini engellemek için alınan yoğun ve katı önlemler yüzünden, kent sokakları adeta in cin top oynar duruma geldi. Yoğun güvenlik önlemleri yüzünden iş yerleri ve mağazalar kepenk kapatırken, kent merkezinde güvenlik güçleri, gazeteciler ve zirveye katılan ülkelerin heyet üyeleri dışında kimse kalmadı.

Yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan ve özellikle dünyaca ünlü sinema festivali sırasında karnaval havasında birbirinden renkli görüntülerine sahne olan Cannes'daki bu değişiklik dikkati çekiyor. Zirve sırasında güvenliği sağlamak için Fransa'nın dört bir yanından 12 bin polis ve jandarma Cannes kentine geldi. Fransa'ya sınır ülkelerden İtalya ve İspanya'dan da çok sayıda sivil polis, güvenlik konusunda Fransız meslektaşlarına yardımcı olmak üzere yine Cannes kentine gönderildi. Haber/Foto:AA
BRÜKSEL DE Haberin adresi www.topakev.be

STERN:TURBO DEVLET TÜRKİYE

STERN:TURBO DEVLET TÜRKİYE
 Alman Stern dergisi, Türkiye'yi "Turbo devlet Türkiye" başlığıyla kapak konusu yaptı. Derginin baş sayfasında Türk bayrağının altında Boğaziçi Köprüsünün bir fotoğrafına yer verilerek, Türkiye'nin büyük bir güç haline geldiği, ekonomisinin büyüdüğü ve Arap dünyası için örnek teşkil ettiği belirtildi. Dergide "Şark ülkesi" başlığıyla Türkiye hakkında yayımlanan 20 sayfalık yazıda, Türkiye'nin, ekonomik verileriyle parladığı, çok kısa sürede Müslüman dünyası için bir örnek haline geldiği, bu "mucizenin" mimarının da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğu ifade edildi.

Haberde, Türkiye'de fazla inançlı olmayanların bile ülkede büyük gelişmeler olduğunu söylediği, Erdoğan'ın muhaliflerinin de ülkedeki gelişmeleri takdir etmek durumunda kaldığı belirtildi. Türkiye'nin geçmişinin anlatıldığı ve terör konusunda yaşanan sorunlara da değinilen haberde, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın "Avrupa geriliyor, biz yükseliyoruz. Bir zaman sonra aynı göz hizasında buluşacağız. Türkiye'nin Avrupa'ya ve Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var. AB bunu fark edene kadar bekleyelim" sözlerine yer verildi. Haber/Foto:AA